bir kısa hikaye…

Mar 06, 2011 1 Yorum Yazar:

Sabahtan beri içimden bir ses “hadisene, neden açtın bu siteyi? neden di o kadar tantana?” diye dürtüp durdu ve en sonunda ne yazazacağım şimdi sorusunun cevabını buldum. Lise hazırlıkda sanırım karaladığım birşey vardı.  Koymak istedim hiç oynamadan üzerinde…

Bu kadar mıydı?…Bitmiş miydi aralarında ki aşk?….Yoksa…yoksa onu sevmiyor muydu artık?… Acaba hayatında başka biri mi  vardı?….. Oysa daha iki sene geçmişti o günün üzerinden.  Hani… ilk defa birbirlerine ilan-ı aşk ettikleri o ılık ve yağmurlu sonbahar gününün üzerinden. Aynanın önünde bilmem kaçıncı kez saçlarını tarıyordu, farkında değildi. Saat beş civarıydı. Bugün ikinci yıldönümleriydi çıkmaya başladıkları günün. Geri onlarınkine tam olarak “çıkmak” denemezdi. Çünki ciddi bir ilişkiydi bu. Ölesiye seviyorlardı birbirlerini.  Bu düşünceler geliyordu aklına ve utanıyordu kendinden. Nasıl olur da onun kendisini sevmediğini düşünebilirdi? O da insan değil miydi sonuçta? Pekala unutmuş olabilirdi. Bu düşüncelerle kendini avutmaya çalışıyordu. Ama gene de düşünmeden edemiyordu öyle ya belki unutmuştu ama neden son bir haftadır soğuk davranıyordu? Soru sorduğunda neden tersliyor ve neden sanki bütün yaptıkları kalbini kırmaya yönelikti? O esnada telefonun çaldığını duyarak irkildi. Bu o olmalıydı. Sonunda aramıştı, demek ki unutmamıştı. Koşarak yan odaya gitti. Telefonu eline aldığında heyecanı sönmüştü. Çünki arayan kendi arkadaşıydı. Telefonu kapattığında rengi solmuş, gözleri dolu dolu olmuştu. Arkdaşı bugün onu bir başkasıyla samimi bir biçimde gördüğünü anlatmıştı. Gözlerinden süzülen bir iki damla yaşın ardından kendini daha fazla tutamadı ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Belki on belki onbeş dakika sonra telefon bir daha çaldı. Arayan oydu ve kendisine ilk kez buluştukları yere gelmesini söyledi. Sesi olabildiğince soğuktu. Anlamıştı…. Buraya kadardı demek ki. Yüzünden akan makyajını temizleyip çıktı.  Dışarıda yağmur yağıyordu. Şemsiyesini almayı unutmuştu. Ama önemli değildi. Nasıl olsa bugünden sonra yaşamının bir tadı kalmayacaktı. Hatta intihar etmeyi bile aklından geçirmişti. Onsuz yaşamak… Onu bir başkasını severken bir başkasının kollarında düşünmek…. Yooo buna katlanamaz ölürdü.

En sonunda gelmişti. Herşeyin başladığı o eski parka. Birden ilk günkü yaşadıkları geldi aklına ve yeniden ağlamaya başladı. Yoldan geçenler yağmurun altında öylece bekleyen ve ağlayan kıza bakıyorlardı. Kim bilir hakkında neler düşünüyorlardı? Yaklaşık bir saattir oradaydı. Yağmurdan sırılsıklan olmuştu ama üşümüyordu. Hava sıcaktı tıpkı o günkü gibi. Tam artık gelmeyecek diye düşünüp gitmeye karar vermişti ki arkasından yaklaşmakta olan bir ayak sesi duydu. Meraklandı. Ya oysa. Ama kararlıydı arkaya dönüp bakmayacaktı, gelen kimse yanından geçip gitmesini bekleyecekti. Biraz sonra çok yakınında ayak sesleri kesildi. Bir çocuk sesi duydu. Çocuk “abla, şeyy bakarmısın?” dedi. Dönüp baktı yağmurda kendisi gibi ıslanmış olan çocuğun elinde belki otuz belki kırk tane kırmızı kalp şeklinde uçan balonlar vardı. Çocuk “sanırım bunlar sizin” dedi. Şaşırmıştı, “neden” diye sorabildi ancak. Çocuk eliyle arkasını gösterdi. Dönüp baktığında şaşkınlığı bir kat daha artmış ve öylece kalakalmıştı. Çünki karşısında o vardı. Hem de kucak dolusu kırmızı gül ve elinde tektaş bir yüzükle. Balonlar elinden uçup gitmişti farkına bile varamadı. Sadece fısıltıyla karışık bir sesle “evet, kabul ediyorum” biyebildi ve kendisini onun kollarına attı. Şimdi gene ağlıyordu ama bu sefer mutluluk ve sevincinden…..”

Genel

Yazar Hakkında

Henüz bu yazar hakkında bilgi yok.

1 cevap var. to “bir kısa hikaye…”

  1. Pabuç says:

    Süprize bak kızı kalpten götürecekti :)Hey Allahım sen böyle belirsiz süprizlerde uzak et sevdiklerimizi ;)

Yorum Yaz