Tahir Efendi vs Nefi

Mar 23, 2011 9 Yorum Yazar:

Nefi

Kavaflığın Lüzumu Yok’ta atıf yapmıştım Tahir Efendi ve Nefi’ye. Anadilim olmasını bir kenarda tutarak Türkçe’nin çok güzel bir dil olduğunu düşünüyorum. Özellikle biraz Farsça ve Osmanlıca ile harmanlandığı zaman doğru kişinin ağzında muhteşem bir yerme veya övme aracı olabiliyor. Divan edebiyatı’na  kurallarından dolayı sanırım pek ilgi gösteremediğim için zaman zaman pişmanlık duymuyor değilim. Zira hitabet açısından öyle güzel enstantaneler öğreniyorum ki bir an kendimi kütüphaneye kapatıp hatmedesim geliyor bütün o birikimi. Klasik ben tam bu esnada devreye giriyor ve her şey bir hayal olarak kalıyor.

Sadece divan edebiyatında değil tabii ki maharet. Üstad Necip Fazıl Kısakürek olsun Mehmet Akif Ersoy olsun oldukça sade bir Türkçe ile de harikalar ortaya koymuş ve kıvrak bir zeka ile birleşen hitabetin bütün inceliklerini bize göstermiştir.

Bu kadar hayranlık ve sevgi gösterisinden sonra gelelim Tahir Efendi’ye. Her ne kadar söz gümüşse sükut altındır sözünün varlığını inkar edercesine çok konuşmayı maharet sayıyorsak (ben dahil), bir de bu kadar çok laf ile birilerine bir şeyler söyleyip karşı tarafı susturmayı, amiyane tabirle ayar vermeyi başarı addediyorsak da birçoğumuzun bunu layıkıyla yapamayıp ucuz kelime oyunlarının esiri olduğumuz oldukça aşikar. Bu sebeple Tahir Efendi ve Nefi arasında geçen şu anekdot hem kullanılan üslup hem de yaptığı göndermeler açısından oldukça manidar.

Rivayet edilen odur ki; dönemin kadısı Tahir Efendi bir konu üzerinde ki husumetten sebep Nefi için “kelp” (köpek) demiştir. (günümüz küfürlerinin yanında iltifat sayılabilir bu tanımlama ama neyse)Bunu haber alan Nefi şu cümleler ile Tahir Efendi’ye mukabele etmeyi uygun görmüştür.

Tahir Efendi bana kelp demiş,

İltifatı bu sözde zahirdir,

Malîki mezhebim zira,

İtikatımca kelp tahirdir.

Her duyduğumda aynı etkiyi aldığım bu dörtlüğü kullanmayı da pek severim. Burada “tahir” kelimesinin  ”temiz” manasına geldiğini söylemekte yarar var.  Bir şair olarak kadıya kendi alanında okkalı bir cevap veriyorsun ama hiçbir şekilde sınırını/haddini aşmadan. Nefi eğer Tahir Efendi’ye aynı üslup ile cevap vermiş olsa idi sanıyorum ki hiçbir hükmü olmazdı.

Taşı gediğine koymanın yanı sıra, ne zaman birilerinin başka birisi hakkında olumsuz konuşmalar yaptığını duysam öncelikle iddia sahibinin zan altında bıraktığı kişiyi yeterince tanıyıp tanımadığına bakarım. Eğer tanıyorsa o zaman belki haklıdır diye ses etmemeye gayret ederim ancak tanımıyorsa, zan altında kalan kişi için Ömer Hayyam’ın şu sözünü hatırlatırken kendime “Dünya üç beş bilgisizin elinde; onlarca göre her bilgi kendilerinde. Üzülme; eşek eşeği beğenir. Hayır var sana “kötü” demelerinde”, iddia sahibi için de  bu sözü zikrederim hemen. Sırf şahsi kötü düşüncelerinden ötürü bir başkasını karalamak çok da etik değil diye düşünüyorum.

Bu sebeple birisine “kelp” diyeceğim zaman iki defa düşünürüm acaba ona göre “kelp” tahir mi değil mi diye.

Genel

Yazar Hakkında

Henüz bu yazar hakkında bilgi yok.

9 cevap var. to “Tahir Efendi vs Nefi”

  1. yasemin babalık says:

    Taha gerçekten bu blogu açmnakla harika bir iş yaptın, önce onu söylemeden edemiycem. O kadar okunası ve o kadar akıcı yazıyorsun ki bayıldım. Nefi konusuna gelince ben Nefi’ nin yine dile sebebiyle öldüğünü bilirim. O da oldukça manidar:))

  2. taha says:

    Sayfamı ziyaret ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Pabuç’a ayrıca teşekkür ediyorum.

    Umarım devamlı ziyaretçi olursunuz. :)

  3. sakar hafiye says:

    Güzel bir yazıyla başlamış oldum sizi okumaya. Yazınız da anlattıklarınız da kayda değer. Umarım ‘engel’lemelerle karşılaşmayız da; devamlı ziyaretçilerinizden olurum.

    • taha says:

      Yazımı okudğunuz için teşekkür ederim :) Saolun. Umarım olursunuz, memnun edecektir bu beni. Başka yazılarımız da görüşmek üzere.

Yorum Yaz