1 Ay’ın Hikayesi -5-

Mar 07, 2012 1 Yorum Yazar:

Kaynak : http://www.bayern.de/Verantwortung-fuer-Umwelt-und-Natur-.2781/index.htm

 

Bölüm -5- “Show must go on

Pazartesi ayın 27′si. İş başı yapıyorum. Tastamam 1 ay olacak. İleri de neler göreceğim belli olmaz ama hayatımın en dolu 1 ayını yaşadığımı iddia edebilirim geçen 24 yaşım boyunca.

Belimde korsem, vermiş olduğum 7-8 kilom, sanırım kaybetmediğim neşem, yeni mottom ve sağ elimdeki yüzüğümle küllerinden doğan bir olarak hazırım sanırım sahalara geri dönmeye.

Bu arada yüzük demişken iş başı yapmadan önce yaşanan en güzel gelişme de bu yüzük J

Evlenme teklifi yaptığım için rahatım acayip yerinde geziniyordum ortada. Bundan sonraki süreç açıkçası çok da kontrol altına alabileceğim bir süreç değildi ne de olsa. Şimdi sıra gidip kızı istemekteydi. Kafamdaki tarih 3 Mart yani yıldönümümüz idi ancak şartlar biraz daha erkene aldı.

Kız tarafının telaşesi çok fena ama erkek tarafı olarak daha doğrusu damat namzedi olarak benim kafamda 2 önemli problem vardı. Evet evet tam  tahmin edeceğiniz gibi çiçek ve çikolata. Uzun araştırmalar sonucunda kararsızlığın dibine vurmuştum ve ne olacaksa olsun daha pazara çok var diyerekten  her şeyi salmıştım. Her zaman olduğu her şey yoluna girdi ve çiçeği de çikolatası da içime sinerek halloldu.

Her şey hazır, herkes hazır, taksiler kapıda. Haydi bismillah diyerek çıktık yola. İçeri geçildi tanışıldı vs orası biraz karışık hatırlaması zor. Kim ne dedi ne söyledi uçup gidiyordu daha kulağıma gelmeden nerdeyse. Kahveler ikram edildi. Belirtmem gerek çok insaflı bir sevdiğim var. Rahatsızlığım sebebiyle klasik ritüel olan tuzlu kahve benim için 10 küp şekerli kahveye dönmüştü.

Derken beklenen an geldi ve babam söze girdi. Sevdiğim ile hiçbir zaman standart kalıplarda yürümemişti ilişkimiz. Kız istemede de bu kural değişmedi ve babam (şuanda kaydetmediğime son derece pişman olduğum) muhteşem bir konuşma ile kızı istedi.  Bütün gözler kayınvalideme döndü tabi otomatik olarak.

Bana dönerek “Taha sana ciğerimi, ciğerimizi veriyoruz. Onu üzgün görürsek seni üzeriz, onun sevdiğini severiz. Mutlu görürsek seni daha çok severiz” dedi. Ben de muhteşem bir boş bulunma ile “ Çok teşekkür ederim. Allah razı olsun. Çok sağolun” dedim :D Nasıl dediğimi hala bilmiyorum ama dedim.

Son ana kadar hiçbir heyecan emaresi göstermeyen ben, kapıdan çıktığım andan itibaren kayın validemin “veriyorum” sözünü duyana kadar bir güzel terledim.   Ama çok neşeli bir kız isteme idi. Sonradan, çektirdiğimiz fotoğraflara baktığımda herkesin yüzünün gülüyor olması ayrı bir huzur kaynağı.

Eve geldiğimizde aptal bir mutluluk içindeydim. Ve artık tam olarak sahalara dönmeye hazır olduğumu hissetmeye başlamıştım.

Gerçi her ne kadar ben kendimi hazır hissediyor olsam da tam olarak sahalara dönmem zaman alacak gibi. Gözetmenlerim (!) saolsunlar kendine dikkat etmen gerek nidaları ile bu geri dönüş sürecini 1 yıla kadar uzatmak niyetindeler.

Olsun, hiç önemli değil, netice de sağlığım yerinde olacak, onlarla olacağım, her şey biraz daha güzelleşiyor  e hayat da bana güzel nasıl olsa sorun yok yani.

………………..

İşte tastamam bir 1 aylık bir hikaye bu şekilde.

Keyifle okumuş olduğunuz ümidi ile.

SON…

 

Serinin Diğer Hikayeleri

1 Ay’ın Hikayesi -1-

1 Ay’ın Hikayesi -2-

1 Ay’ın Hikayesi -3-

1 Ay’ın Hikayesi -4-

Buralarda Oldu

Yazar Hakkında

Henüz bu yazar hakkında bilgi yok.

1 cevap var. to “1 Ay’ın Hikayesi -5-”

  1. Murat Çakır says:

    Benim açımdan hikayenin en güzel tarafı, Akçakayaların kız istemeyi öğrenmiş olması :) zamanı gelince bol bol lazım olur. Bu işin ilk deneyimlerini benim işte yaşamışlardı. Ama stratejileri kötüydü, kayınpederimin uykusunun gelmesini beklediler. Uyku sersemliğine tepkinin daha az olacağını düşünüyorlardı. Ama kayınpeder uyusun derken, Akçakayalar uyumaya başlamıştı :) İşi öğrenmiş olmalarına sevindim.

Yorum Yaz