Kategori: Buralarda Oldu

Sene-i Devriyem

Ara 26, 2011 4 Yorum

  Ve sonunda 1 senemi doldurmuşum. Geçen gün domainime sahip çıkarken farkettim ki 1 senedir buralarinsahibi.com benim Oturdum kendime sordum; “bu blogu açtığına değdi mi Taha? Hakkını verdin mi sitenin?” Hem evet hem hayır cevaplı sorulardan biriydi bu. Evet, tatmin etti çünkü mutlu oldum, çünkü güzel bir his. Sana ait bir alanının olması tamamen senin […]

Devamını oku

An gelir…

Eki 05, 2011 1 Yorum

  Teknoloji ile insanların alışkanlıkları değişiyor deniliyor. Ben buna katılmıyorum. Değişen alışkanlıklar değil sadece alışkanlıklarımıza ulaştığımız araçlar. Eskiden sms ler ile gelen mesajlı yazılar yerini önce facebook’a bıraktı. Özellikle twitter’ın keşfiyle birlikte 140 karakterde felsefe olgusunu yeniden keşfedenlerle birlikte (bakmayın öyle bol keseden ahkam kestiğime ben de yapıyorum bunu arada) ünlülerin vecizleri, keskin zeka ürünü […]

Devamını oku

Ben aslında hiç gitmedim

Eki 01, 2011 3 Yorum

Çok uzun zaman oldu uzaktan bakıyordum buraya. Kafamda oluşan o kadar cümle vardı ki birini seçip almak ve bir ucundan tekrar başlamak imkansız gibi geliyordu. Hangi cümleyi tutsam ucundan ya elimde kalıyor ya da beni boylu boyunca çekiyordu o hengamenin içine. İnsan kendi cümlelerinde kaybolur, yönünü şaşırır mıydı? Bu sorunun cevabı benim için “evet” oldu […]

Devamını oku

Ne Kadar?

May 30, 2011 22 Yorum

Bir gün biri çıktı karşınıza farz edin. Ve “Hadi bana en çok sevdiğin kişiyi/şeyi ne kadar sevdiğini söyle” dedi ve ekledi “Çok’u cevap olarak kabul etmiyorum. Acele etmene de gerek yok. Düşün ve cevap ver. Benim vaktim çok,  beklerim”. Ne cevap verirdiniz? Sadece aşık olmak değil kasteddiğim, sevmek bu yazıda özne ama istemek, nefret etmek […]

Devamını oku

Mimlendim -3

May 30, 2011 2 Yorum

Her mim yeni bir heyecan. Zamanla alışkanlık yapıyor bünyede. Gene mimlendim.  Bu sefer ki soru birazcık karmaşık aslında “Işınlanma”. Işınlanma mümkün olur mu? Açıkçası sanmıyorum. Canlı ve cansız varlıklar için iki ayrı şekilde de ele alabiliriz veya tek tek de.  Bir maddeyi atomlarına kadar ayırıp sonra tekrar birleştirmek. Bir nevi yeniden sıfırdan yaratmak. Yaratma kavramının […]

Devamını oku

Mimlendim… -2-

May 21, 2011 9 Yorum

Arkası gelen etkinlikleri genelde çok sevmişimdir. Bu mimlenme de arkası sürekli gelen bir olay ve bu benim çok hoşuma gitti Sanırım mimlenmelerim sayesinde sonunda yazı dizisi olabilecek bir konum var benim de. Saolsunlar Gelibolu17 ve tasavvufokulu beni mimlemişler. Ben de bekletmeden daha fazla yazayım istedim. Tasavvufokulu’nun mimlemesi daha eski olduğu için önce onun miminden başlayacağım. […]

Devamını oku

Mimlendim…

May 10, 2011 18 Yorum

Bir mimlenme rüzgarı vardı dikkatimi çekmişti. Blog yazanlar birbirlerini mimliyorlardı yazılarında. Bir heves acaba beni mimleyen olur mu, daha mimlenecek kadar bilinmiyorumdur gibi düşüncelerle yakaladığım her mim yazısında kendimi aradım bir müddet. Tam aramayı bırakmıştım ki Gelibolu17 “seni mimledim” dedi. Bir heyecanla açıp okudum yazıyı. İsimlerimizi merak ediyormuş. Aslında blogumun adı mimlenmiş ben değil Madem […]

Devamını oku

Sana ne kadar lazım?..

Nis 24, 2011 8 Yorum

Bazen absürd düşüncelerim, fikirleri, sorgulamalarım olur.  Ya da kendi kendime acaba şuan şu durumda olsam nasıl davranırdım, ne derdim gibi kimi zaman ütopik kimi zaman ise yersiz tahayyül uğraşlarım var benim. Bunlardan birisi de “son nefes” ile ilgili. Genelde başımıza gelene kadar (yani çevremizden birinin) sanki öyle bir şey hiç yokmuş gibi, hiç ölmeyecekmişiz gibi […]

Devamını oku

Kadınlar diğer kadınlar için. Peki erkekler kimin için?

Nis 21, 2011 6 Yorum

Kadın-Erkek ilişkisi her daim önemli. Politikadan sonra üzerinde ahkam kesilen, stratejiler oluşturulan, arz-talep ilişkilerine göre çeşitli stratejiler belirlenen, bu konuda gerek akademik olarak gerekse “ben hayat okulundan mezunum” cümlesinin sahiplerinden alınan danışmanlık hizmetleri ve daha bir sürü çaba. Netice de klasik davranış methodları dahilinde tutan taktikler ama insan işin içinde olduğu için bir o kadar […]

Devamını oku

Pişmanlık

Mar 03, 2011 5 Yorum

Şunu anladım ki adam akıllı düzenli bir şekilde oturup yazı yazamayacağım. Klavyedeki hızımın yanına yaklaşamadığımdan ötürü sair zamanda not alıp müsveddeler tutup sonra bunları aktaracak bir tip olmadığım da aşikar.  O zaman elimin altında netin olduğu her durumda kafama eseni o an yazmam gerekiyor demektir. Sanırım ikinci yazım için seçtiğim başlık  da bunun en güzel […]

Devamını oku